Kınalı Kuzuların Destanı

Çanakkale,

Yeşilin maviye dönüşürken, gökkuşağı misali her rengin hakim olduğu muhteşem doğası ile ülkemin güzel  coğrafyası …

Çanakkale’nin hikayesi, ecdadın, 15 yaşındaki vatan evlatlarının, kınalı kuzuların devleştiği hikayedir.

3 KASIM 1914 – 18 MART 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı’nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla, GELİBOLU yarımadasında 25 NİSAN 1915-8/9 OCAK 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.

Çanakkale, gerçekleşen kara ve deniz savaşları, Türk tarihinin binsekizyüzlü yıllarının hemen çoğunluğunda görülen yenilgilerin sonunda, askeri ve siyasal varlığını bir kez daha kanıtladığı savaşlardır.

18 MART’ı izleyen Çanakkale’deki kara savaşlarında kazandığı zaferiyle Türk Milleti’nin beşbin yıllık tarih sahnesinden silinip gitmeyeceğine inanarak İstiklal Savaşı’yla da bunu bütün dünyaya kanıtlamıştır.

Eğer 18 Mart Çanakkale savaşları kazanılmasaydı, savaştan hemen sonra Osmanlı İmparatorluğu’ nun baş şehri olan İstanbul, İtilaf Devletlerince işgal edilmek suretiyle Almanya’ nın yenilgisi daha da  çabuklaşacak ve Çarlık Rusya’sında muhtemelen 1917 Bolşevik ihtilali gerçekleşmemiş olacaktı.

18 MART,  M.Kemal Atatürk’ ün tarihe geçen ilk kahramanlığının doğuşudur.

Sonrasında Sakarya’da sahlanışın, Dumlupınar’da Türk’ün kaderini değiştirmesinin  ve İstiklal Mücadelesinin meşalesini yakarak, uluslararası arenada şerefinin ve haysiyetinin en yüksek seviyeye   gelişinin umudu olmuştur.

Mücadeleye katılan büyük Türk komutanları, yiğit erleriyle kahramanlık destanını yazarken muhakkak ki Çanakkale Boğazı’na tarihte ilk Türk Sancağı’nı  diken Gazi Süleyman Paşa’yı yüreğinde hissetmiş, ecdadının kahramanlıklarından ruhani bir kuvvet kazanmışlardır.

En kanlı savaşlardan biri olarak harp tarihlerinde yerini bulan bu savaşta, taraflar yaklaşık 250’şer bin asker kaybedecek sonuçta savaş alanını, Türk’ün zaferine terk ederek Gelibolu’dan gideceklerdir.

Gökgözlü anaların, elleri kınalı kuzularını, eşlerini vatana kurban ettikleri bu topraklar,  tarihten günümüze şehitler diyarı olarak anılacaktır.

Şehadet şerbetini içmişlerin mirasçıları olarak bizler, bu savaşlarda ve bütün savaşlarda yurtları için canlarını veren aziz şehitlerimizin ruhları önünde saygıyla eğiliriz.

 

Emine ARSLAN

 

 

 

Önceki Yazı

Şehitler İçin Ses Verdiler

Sonraki Yazı

Bulunmaktan Korkuyorum

Yorum Yok

Yorum Yazın