Grapon Kağıtları, İyi Ki Doğdun Didem Madak

Bu yazımı sevgili Işıl Madak’a ithaf ediyorum. Didem Madak’ın dizelerinde hissettiğimiz her şeyi birlikte yaşamış olduğu kızkardeşi, can yoldaşına. Uzun siyah saçlı kıza .

Didem Madak şiirlerini okumak, şiirlere bir daha aynı gözle bakamamak oldu benim için. Acılarımız denk mi geldi de bu kadar etkilendim yoksa bir tek bende değil herkeste aynı duyguları mı yarattı hep merak ettim durdum.

Bir önceki yazmış olduğum Didem Madak’a Mektubumdur yazımı okuyanlardan aldığım geri bildirimler  üzerine bir gözlem yapma şansım oldu. Bir tek bende değil herkeste aynı duyguları yaratıyor. Daha önce hiç Didem Madak şiiri okumamış olan kişilerin yazımdaki şiiri okuyarak Didem Madak hayranı olmaları buna delalettir.

Grapon Kağıtları Didem Madak’ın ilk kitabı. 3 yıllık bir inziva mı diyelim yoksa bir kendini buluş mu bilemiyorum, böyle bir süreçte yazılmış kitaptaki şiirler. Bu zaman içerisinde yazdığı şiirleri kendisi değil canından çok sevdiği, annesinin emaneti olan kardeşi Işıl toplayıp bir dosya haline getirmiş ve Inkılap 2000 Şiir yarışmasına göndermiş.

Bu arada ben bu yazıyı yazarken kitap eleştirisi ya da yorumu modunda yazmıyorum. Didem Madak ile aramda bir bağ kurdum. Kardeşlerim doğduğunda bana dediler ki artık ablasın, abla oldum daha kendim küçücükken. Sonra annem öldü dediler ki artık anneleri sensin, neyse ki gerçekte de anneydim ve anne olmaya çalışıyorum kardeşlerime. Didem’i anlıyorum hatta o kadar anlıyorum ki, Işıl’ı da kardeşim gibi görmeye başladım ve nasıldır iyi midir hep merak ettim. Füsun’u düşündüm kaç yaşında olmuştur nasıl bir genç kız olmuştur diye. Şimdi biliyorum ki hepsi iyiler, içlerinde yaşadıkları dünya çok özel o kadar dahil olamam ama dışarıdan gördüğüm güzel, mutlu bir aile tablosu. Hep güzel günler yaşasınlar.

Nerede kalmıştım 🙂 Evet Işıl’ın gönderdiği şiir dosyası birinci oluyor. Didem ödül törenine giderken bu geçirdiği inziva dönemini de üzerinden çıkarıp atarak gidiyor törene. Didem’in yazdığı toplam üç adet kitap var dostlarım. Okuyup da etkilenmeyecek bir kişi çıkacağını zannetmiyorum. Didem’in sözleri insanın beynine, ruhuna işliyor. Hatta sizinle paylaşmam gerekirse ben şiirlerini okuduktan sonra bu kadar güzel yazılmış sözlerin üzerine daha iyisi yazılabilir mi diye çok düşündüm. Sözlerin güzelliği, yaşanmışlıkların acılığını hafifletmiyor, hangisi diğerinden daha ağır basıyor bilemiyorum. İkisi de aynı galiba, bir yandan cümlelerin büyüsüne kapılırken diğer yandan yaşanmışlıkların acısı da yüreğinizi vuruyor.

Kitap İçiMdekiler kısmı ile başlıyor. On sekiz adet hayat hikayesinden oluşan şiir var içerisinde. On sekiz adet birbirinden okunası şiir. Kitabı Kardeşime, Işıl’a … diyerek kardeşine İthaf ediyor. Lütfen okuyun asla pişman olmayacaksınız okuduğunuza. Günümüzün en iyi şairlerinden birini okuyacaksınız. Kitabın arka kapak yazısını paylaşmak istiyorum size ki ne kadar özel bir kitap okuyacağınızı görmeniz için:

Bu kitapta yer alan şahıs ve mekanların gerçekle alakaları tamdır. Kahramanları hep yanlış ata oynayanlardır. Kediler, kadınlar, muhabbet kuşları, gözyaşları… hepsi sahiden vardır ve bir dönem yaşamışlardır. Şiirden hazzetmeyenler, ‘Grapon Kağıtları’nı yılbaşı ve diğer ehemmiyetli günlerde evi süslemek için kullanabilirler ya da bir ruh çağırma seansında, inatçı ruhlara seslenen uyduruk şarkılar olarak mırıldanabilirler.

8 Nisan 1970, bu yazıyı 8 Nisan’a yetişsin diye yazdım. Didem Madak’ın doğum günü. İyi ki doğmuşsun ve iyi ki geç de olsa hayatım çakışmış senin şiirlerinle. Erken olsaydı anlayamazdım ama, bu da bir gerçek, yani annem ölmeden evvel okusaydım seni bu kadar iyi anlayamayabilirdim.

Yaşarken seni tanıyamamış olmanın üzüntüsünü kalbimde hissetsem de, senin gibi güzel bir insanın bu dünyadan geçtiğini bilmek bir o kadar üzüntümü hafifletiyor. İçimden  keşke daha çok yazmış olsaydın diye geçiriyorum hep, ama mantığım devreye girdiğinde de düşüncemden utanıyorum. Yazdığın her şey yaşanmışlık taşıyor ve acılarını dile getiriyor. Daha çok yazmış olsaydın derken bu yüzden vicdanım da sızlıyor.

Bir sözün beni darmadağın etti biliyor musun? Demişsin ya ”Canım kızım, cehaletimden şair oldum… Annesizlikten. Sen sakın şair olma! ” ben bu cümlelerinden ilerisine geçemedim öylece kaldım. Boğazımda düğüm oldu bu cümlelerin hep. Yazdıkların okunması gereken kitapların içerisinde yer alacak bana göre. Adın yaşayacak, şiirlerin yaşayacak ama hep eksik olacaklar. Tüm bu duyguları  sen hissettirdin bana, bize, herkese.

Bir zamanlar Didem Madak geçmiş bu dünyadan. Değmiş sözleri yüreğimizin en gizli köşesine.”

Bilir misin maviş anne?

Ben çekildiğim her fotoğrafta

Defolu bir kelebek gibi çıkarım.

(Yazımın görselini seçerken aklımda bu cümleler vardı hep. Bence görseldeki kadar güzel bir kelebektin sen, mavi güzel bir kelebek)

Kardeşi Işıl’a yazdığı bir şiir var Ay Işıl’a Sığışmıştı yazımı bu şiirin bir kısmı ile  bitirmek istiyorum.

 

Büyük gemiler yüzmüştü ruhumuzda
Ben Işıl’ın yelkenini üflememiştim
Bensiz uzaklara gitmesin diye (şu cümle var ya bir ablanın bütün duygularının tek cümleye toplanmış halidir.  İçinizden hep uzaklara gitmesin istersiniz.) 
Pirinç taneleri savurmuştuk havaya,
Grapon kağıtları, konfetiler…
Fener alayı geçmişti gözlerimden
Işıl sevinçle alkışlamıştı.
Bir daha hiç ay Işıl’a sığışmamıştı.
O akşamki gibi, o akşamki kadar büyük
Siyah saçlı bir mucizeydi sanki ay
Ateşe atmıştık biz onu İnce ve beyaz bir kemik gibi…
Önceki Yazı

KÖROĞLU

Sonraki Yazı

Anne Düşlerim

Yorum Yok

Yorum Yazın