Çavdar Tarlasında Çocuklar – J.D. Salinger

Tek romanı ile tanınmış ve bu tanınmışlıktan hayli rahatsız olmuş münzevi yazar J.D.Salinger’in “Gönülçelen” adıyla da Türkçeye çevrilen eseri, Holden Caulfield’ın birkaç gününü anlatır.

Bilinçakış tekniğinin en ritmli ve en güzel eserlerinden bir tanesi olarak kabul edilen bir kült kitaptır. Türkiye’de Yapı Kredi Yayınları tarafından Coşkun Yerli’nin çevirisi ile yayımlanan kitap, şimdiye dek 35’ten fazla baskı yapmıştır. Kitabın başında karakter kendini olanca dürüstlüğü ile anlatırken okuru da ne ile karşılaşacağına dair hazırlar: “Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum…”  (Salinger, J.D. Çev: Coşkun Yerli, Çavdar Tarlasında Çocuklar, 37. Baskı. YKY, 2014. S. 7.)

Okurun kendini Holden’e bırakması için samimi bir itiraftır bu. Holden, gittiği “bininci” okuldan ayrılmaya karar vermiştir. Noel arefesidir ve birkaç gün sonra bütün öğrencilerle birlikte Noel tatili nedeni ile ailesine gitmek yerine birkaç gün erkenden bavulunu toplayıp okulu terk etmeye karar vermiştir.

“Bininci” okulunu terk ediyor olmak okuru, Holden’in suçunun tanığı yapar. Ancak Holden bundan asla gocunmaz: Doğru bildiğini yapan ve asla kimseye danışmayan bir ergendir o. Bunun da sonuna dek farkındadır. Kitaptan edinilen bilgi, ailesinin varlıklı denebilecek insanlar olduğu ve Holden’in bir küçük kız kardeşi, bir de abisi olduğudur.

Abisi önemli bir yazardır ve romanda sadece isminin baş harfleriyle anılır. Holden, abisinin senaryo yazdığı, artık Hollywood’da yaşadığını okurla paylaşır. Bu paylaşımın içinde bir şikayetlenme de vardır; Holden’e göre abisi o güzelim öykülerini, kurmacalarını bir kenara bırakıp para kazanmak için senaryo yazarak, kendine özgülüğünü kaybetmiştir. Holden’in bir de yitirdiği kardeşi Allie vardır, arada bir hayallerine girip çıkan.

Holden, ailesinden gelen kültürün etkisi ve okumaya olan düşkünlüğü ile iyi yazmaktadır da. Ancak bu onun için hiçbir şey ifade etmez. Hayatının akışının kendi keyfine göre devam ettiğini düşündüren paragraflar vardır ancak okur, Holden’den şikâyetçi değildir. Asla da olamaz.

İyi niyetlidir, samimidir çünkü. Karşısındakini kırmak istemez ve buna okur da dâhildir: “Beni çaktırdığı için çok fena dertlendiğini anlıyordunuz. O zaman, ben de biraz dalga geçeyim dedim. Ona gerçek bir geri zekâlı olduğumu, işte bunun gibi zırvalar söyledim. Onun yerinde olsaydım aynısını benim de yapacağımı, öğretmenliğin ne kadar zor bir şey olduğunu kimsenin bir türlü anlamadığını söyledim. Bu gibi zırvalar işte. Hep bildiğiniz palavralar yani.”

(Salinger, J.D. Çev: Coşkun Yerli, Çavdar Tarlasında Çocuklar, 37. Baskı. YKY, 2014. S. 17.)

Holden, iyi bir okurdur aynı zamanda. Kompozisyon derslerinden başarılı olmakla birlikte, münazara türü derslerden nefret etmektedir. İyi bir okurdur çünkü bir sabah kahvaltı etmek için gittiği küçük sandviç büfesinde yeni tanıştığı iki rahibe ile girdiği koyu kitap sohbeti okuru da kendinden alır götürür.

Sadece okumaz Holden. Aynı zamanda analiz de yapar. Karakterler üzerine konuşur, çaprazlama kitap karşılaştırmaları yapar ve tüm bunları keyfi istediği için, biraz da karşıdakini mutlu etmek istediği zamanlarda sohbet içinde gelişi güzelmiş gibi yapar.

Kitabın kendine has üslubunun yanı sıra, yazıldığı günden bu yana devam eden bir de “yaşam öyküsü” vardır. Bundan da söz etmek gerekli. Kahramanının kendine has yolculuğu sırasında asla evsiz, zavallı, düşkün bir yan karaktere rastlanmaz. Ancak Holden’in birkaç günlük hikâyesi sırasında kaçış noktası olan metaforu, çavdar tarlasında koşan çocuklar ve kendisinin de sürekli bulunduğu durumdan daha farklı bir şekilde planladığı geleceği ile birleşir: “…. yeni bir okula daha gitmeyecektim.(…) sonra da otostop yaparak batıya gidecektim. Ne yaparım dedim, Holland Tüneli’nin oradan otostopla bir yere kadar gider orada inerdim, sonra bir daha (…) bir yerlerde, bir benzin istasyonunda bir iş bulurum diyordum, arabalara benzin, yağ filan doldururdum. Nasıl bir iş olursa olsun, fark etmezdi zaten.” (Salinger, J.D. Çev: Coşkun Yerli, Çavdar Tarlasında Çocuklar, 37. Baskı. YKY, 2014. S. 185)

Onun çavdar tarlası, belirsiz geleceği, orada koşan çocuklar da özledikleri olarak yorumlanabilir, okur tarafından.
Kitabın kendine has yaşam öyküsünden dem vurmuşken detaylandırmadan olmaz: Komplo Teorisi olarak Türkçe’ye çevrilen Julia Roberts ve Mel Gibson’un başrolünde oynadıkları 1997 yılı yapımı filmi izlediyseniz, orada Mel Gibson’un sürekli satın aldığı ancak okuyamadığı bir kitap olduğunu hatırlarsınız. Bu kitap, Çavdar Tarlasında Çocuklar’dır. Bir söyleme göre film bu kitaptan esinlenilerek yazılmıştır.

İlginç bir şekilde J.D. Salinger’in bu romanı, çeşitli suikastlarda katilin üzerinden çıkmıştır ve bu zaman içinde bir paranoya dalgası da yaratmıştır. Bu suikastlar şöyledir: Mark David Chapman – John Lennon / Lee Harvey Oswald – John F. Kennedy / Mehmet Ali Ağca – Papa / John Warnock Hinckley, Jr. – Ronald Reagan.

Kitabın en çok merak edilen ve yanıtsız kalan sorusu ile bitirelim yazımızı: Güney Central Park’taki yapay göl donup buz tuttuğunda, ördekler nereye gidiyor?

Önceki Yazı

Sen Olmayacaksın

Sonraki Yazı

Seni Sevmek Yenilenmek

Yorum Yok

Yorum Yazın