Anneler Günü

Annem, hayatımda tanıdığım en iyi insandı, en güzel kadın, en iyi anne, en sessiz, en vefalı, en sırdaş, en dost, en komik, bu hayattaki en…

Narin yapılı bir kadındı annem fakat o kadar hasta olmasına rağmen bir kere bile sızlandığını duymadım hayatımda. Hatta çok az ömrün kaldı dendiğinde bile benden daha metanetli karşılamış göründü hep.

Annem uyuduğu zamanlar çok canım sıkılırdı, ben kendimi bildim bileli öğlen uykusuna bile yatmayan bir çocukken can sıkıntısından gider uyurdum annem uyuyorsa. Arada kalkar nefes alıp almadığını kontrol ederdim en büyük korkum annemin ölmesiydi bir zamanlar. Korkunun ecele faydası yokmuş işte.

Her şey ne güzeldi eskiden.

Güzel olan şey bir aile olmamızdı, ailemizin bireylerinin bir arada olmasıydı.

Sonra büyüdük, ben de anne oldum hem de anneler gününe bir kaç gün kala. Anneler günü hediyemiz bir torun olmuştu annelerimize.

Hayat bu, yaşamadan hiç bir şeyi öğrenemiyoruz hatta farkında da olamıyoruz çoğu şeyin. Bir kaç yıl her zamanki gibi anneler gününü kutladık. Sonra kızım kreşe başladı. Okullarda anneler günü babalar günü etkinlikleri için hazırlıklar bir hafta önceden başlar genelde. Çocuklar minicik elleri ile kartlar hazırlarlar anne babalarına. Her çocuğun anne ve babası yaşamıyor olabilir ya da anne babaları ayrı olan çocuklar var.

O zaman fark ettim annesi babası olmayan çocukların bu tür etkinliklerde ne kadar üzülebileceklerini. Anne babası olmayan çocuklar için böyle günlerin nasıl bir eziyet olduğunu. Düşünsenize her sene böyle günlerde küçücük kalbiniz sızlamaz mıydı bir anneniz yoksa? Nasıl baş etsin küçücük çocuklar bu düşüncelerle. Kaldı ki kocaman kocaman insanlar kabullenemiyoruz bu kayıpları.

Ticari bir amacının da olduğunu biliyoruz bu günlerin, hepimiz bunun farkındayız kimse kimseyi kandırmasın. Piyasa canlanıyor evet, ajitasyonu bol reklamlar görüyoruz, kimimiz empati yapıyor kimimizin gerçekten içi sızlıyor. Aslında içi değil inanın burnunun direği sızlıyor.

Daha özenli, daha düşünceli şekilde kutlanabilir, abartmadan ama son zamanlarda maalesef TVyi açasım bile gelmiyor. Herkesin yaraları var, herkesin kayıpları var ve herkesin içinde bir uğurlayamadığı var.

Mesela ben, benim annem artık bu dünyada değil. Hediye alıp gidemiyorum,  ellerinden  öpemiyorum. Seni seviyorum anne dediğimde,  beni sadece boşluk ve sessizlik dinliyor. Seni özledim dediğimde çoğu zaman gözyaşlarım içime içime akıyor. Çünkü ben de bir anneyim ve ağlama konularında biraz daha dikkatli  olmam gerekiyor. Bir damla gözyaşıma içi acıyan bir çocuğum var. Biliyorum bir çocuk için annesinin bir damla gözyaşının ne demek olduğunu, benim de annem vardı çok kısa bir zaman önce.

Normalde hiç kıskanç bir insan olmadım. Kardeşlerim oldu benden sonra kıskanmak yerine kabullendim anne babamı paylaşmayı. Fakat bazen yanında annesi olan birilerini gördüğümde içimde bir şeyler oluyor kıskançlık mı acaba diyorum. İçim burkuluyor keşke ile başlayan cümleler kurmak istiyorum. Keşke annem burada olsaydı, keşke sarılabilseydim , bir kere sesini duyabilseydim, keşke diyorum keşke…

Çalışan bir kadın olduğumdan evle ilgili şeyleri çok iyi bilmem, çiçek filan da yetiştiremem unutur giderim. Annem benim ölen çiçeklerimi alır canlandırırdı, çiçekleri ile konuşurdu hatta isimler takardı her birine. Çiçeklerine bizim isimlerimizi verirdi ve onları biz gibi severdi. Annem öldükten sonra ben, kendimde annemi yaşatabilmek için çiçek bile baktım bir süre. Konuştum onlarla ve ilk kez çiçeklerim ölmediler yaşadılar. Ama bu da bir süreçmiş ki bir kaç zaman sonra bıraktım konuşmayı, onlar bana küstüler, ben de onlara küstüm. Çiçeklerle konuşmak annemin yokluğunu dolduramadı çünkü.

Anneler günü mayıs ayı olarak zihnime kazındığından mayıs ayı tamamen annemi hatırlatıyor bana. Özdeşleşiyor, sürekli aklımda oluyor annem. Bu aydan sonra daha normale dönüyorum.

Öyle ya da böyle daha duyarlı olmamız lazım diye düşünüyorum bu konuda. Anne babasını kaybetmiş olan insanlar için bazı özel günlerle baş etmesi inanın çok zor oluyor. Elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi oluyorsunuz, hem kırgın, hem kızgın, hem alıngan, hem …

Bir de hiç anne-baba olmamış ya da olamayacak olan kadınlar ve erkekler  var.  Gördüğünüz gibi matruşka bebekler gibi açtıkça bir yenisi daha çıkıyor konunun içinden. Bilmiyorum bir yanım bu düzene uyarken bir yanım da son derece rahatsız benim.

Bugün anneler günü, anneleriniz yanınızdaysa sımsıkı sarılın. Uzaklardaysanız, bir telefonla annenizin sesini duyabilme ihtimaliniz varsa arayın sesini duyun. Hiç bir şeyi ertelemeyin, ve hiç bir şeyi özel günler için bekletmeyin. Özel gün dediğimiz her anımızdır, yaşadığımız her an özeldir.

Anneler günümüz kutlu olsun.

 

Önceki Yazı

Hindistan Notları: Maratha Mandir ve DDLJ

Sonraki Yazı

Dilek Taşı- Jude Deveraux

Yorum Yok

Yorum Yazın