Ah İstanbul

Bir Haziran akşamının hayaliyle uyandım yine, yanımda dostlarım. Dosttan da öte kardeşlerim. İstanbul’da salaş bir balıkçı ve fonda Fuat Saka; “İçkimizi hatırladım, yan yana aynı masada”. İkinci kadehten sonra dertten alev alıyor masa ama yanmıyoruz. Sövüyoruz masada konu ettiğimiz her şeyin, herkesin gelmişine geçmişine. “Zalimin kızı” diyor bir ses, 77 Ç’de kaldı hatıralarım, belediye durağında unuttum diyor gözlerini, parmağında yüzükle geldi en sonunda ve O’nun şerefine içiyoruz sonra.

Boğazın dalgaları hazır ola geçiyoruz karşımızda, İstanbul susuyor biz konuşuyoruz. Bazı masalar konuşmak için en doğru yerdir. Her kadeh mutluluğa ve umuda kalkar.Uzaklıkların yakın ettiği iki yürek. Kelimelerin anlatmakta zorlandığı, ufacık bir bakışımla ne düşündüğümü, ne hissettiğimi anlayacak kadar beni iyi tanıyan, zaman zaman kendime bile itiraf edemediklerimi hissedenler. Birlikte gülmenin, ağlamanın, yeri geldiğinde saçmalamanın, dünyada hiçbir şeye bedel olamayacağını bana öğretenler. Paylaşılan onca şeye rağmen, birlikte geçirilen dakikaları an an hatırlayabildiğim, her türlü sırrımı kaygısızca paylaşabildiğim, en ufak şeyi saklamayı aklımın ucundan bile geçirmediğim insanlar..

Kendimi en güçsüz hissettiğim anlarda beni tutup ayağa kaldırmakta asla tereddüt etmeyen, dibe vurduğumu sandığım anlarda beni gülümsetecek bir şeyler bulan, düşmekte olan ilk gözyaşının yanağımı ıslatmasına fırsat vermeden koşup bana peçeteler getiren ve hakkımdaki her şeyi bildikleri için bana olan sevgilerinin asla tükenmeyeceğini bildiklerim. En değerlilerim, en sevdiklerim, en iyi ki’lerim.

Eğer hissedebiliyorsanız, uzak değildir hiç kimse ve eğer yaşayabiliyorsanız, kilometreler sadece rakamlardan ibarettir. Çok uzakta da olsa bazı insanlar, yalnız hissetmenize asla izin vermezler ve “ADAM” kelimesi en çok onlara yakışır..

Önceki Yazı

Lion: Mesafe tanımayan Anne sevgisi

Sonraki Yazı

Ünlü Sanatçı Sir Roger Moore Hayatını Kaybetti

Yorum Yok

Yorum Yazın